Pazar Manzaraları

 

        Sünbülefendi Camisinin batısında başlayan bir Perşembe pazarı vardır. Pazarda sebze ve meyvenin yanı sıra mutluluk da satılır. Satıcıların yüzlerinde yaptıkları işi ciddiye almaları veya günün karına göre yüzlerinde kocaman gülümsemeler belirmektedir. Hem sergilere hem de insanların yüzlerine bakarken hikâyeler yazarcasına duygularımı aklımdan geçiririm. Alış verişe gelenler de bu hikâyelere eklenirler. Bazen bir çocuk, bazen bir anne, bazen bir bebek arabası ya da bir kedicik rol sahibi olur bu hikâyelerde.

Orada neler oluyor be! Hala vatandaş olmayı öğrenemediniz mi, haberci bozuntuları mı diyeyim yani?

 

 

Yukarıdaki resimde çakma bir patron ve sekreteri var. Bu da bir satıcı işte ama bizim pazarlarda asla bu tür ciddi adamları göremezsiniz. Pazardaki satıcıları tanımlayacak ortalama bir karakter bulmaya çalıştım olmadı bunun iki sebebi var. Birincisi tanıdıklarımı afişe etmiş gibi oluyorum ki bunun onlara faydaları ve zararlarını belirlemeden yapmak istemiyorum. İkincisi tanığım birkaç adayın resimlerini istediğim şekilde çekemedim. Halbuki filmciler bu işi ne kadar kolay yapıyorlar.

Sakalda simetri yok ama olsun o kadar

 

Bu bir çakma senatör. Filmdeki karakter gayet dürüst ama ufak tefek de kaçamakları var, malum erkek milleti. Ama ne kadar güzel İngilizce konuştuğunu fark edince bu resmi kesmişim. Pazarda Türkiye’nin her yerinden insanlar var ama üçü Trakyalı biri Urfalı satıcılardan birinin resmini çekmişim. İnternetten Senatörleri araştırırken sahici bir senatörün de resmi aklımda kaldı çünkü tıpkı bizim Trakyalılar gibi.

 Ahmet Hamdi Çelebi diyecek ama değil. Murtha bu. Gülüşünde bir çocuğun sevinci var sanki

 

Sağdaki rahmetli asker arkadaşım Pazarkaya’lı birine benziyor. Hem de ciddi ve stüdyo resmi olduğu belli, profesyonelce çekilmiş. Soldaki de aynı adam ama bu defa bir konuşma esnasında çekilmiş. Sanki bir anda yumrukları havaya kalkacak ve rahmetli Özal gibi selam verecek.  Bu resimdeki kişi gerçek bir senatör. Beni ta bin dokuz yüz yetmişlerin sonuna götürüyor. Bir iş için Tekirdağ senatörlerinden birinin adını alıp kendisini Silivri de ziyarete gidiyorum. Aklımda kaldığı kadarıyla bu resme benzer biriydi. Hem pazardaki satıcılardan bazılarına benzediği hem de eski senatğrleri hatırlattığı için ilgileniyorum.

Yaşa Fenerbahçe! Haydi bastır, Konyaspor en büyük, Kundullu ikinci

 

Yukarıda bir grup eski hatıraları anmak üzere toplanmış. Ne üniversiteden dolayı ne de askerliğimden buna benzer resimler kaldı. Mutluluklarına imrendiğim ve kalabalık pazar yerine benzediği için de bu resmi buraya koyayım dedim. Türkiye'de buna benzer dostluklar var mı bilmiyorum. Akşhirde doğup da oraya bir kuruşluk faydası olmayan, kıçını doğuya dayamış, devlet düşmanı kesilenleri görünce üzülüyorum. Devlete kafa tutmayı meziyet sayan insanlara, Amerika'daki vatandaşlık duygularından kesitler yazmadan önce pazar yerini yazdım. Kanunlarımıza saygısı olan kardeşlerime sonsuz mutluluklar diliyorum.

23 Ekim 2009 Cuma, Cuma'nız hayırlı olsun.